Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Bağcılık ve Şarap

Bağcılık

Bağ ve Şarap

Mitolojide Şarap

Bağcılık ve Şarap -> Bağ ve Şarap
Asmalar Çiçek Açarken
04 Temmuz 2013 Perşembe

 

Bitkilerin topraktan aldığı temel besin maddelerinden birisi olan fosforun, bitkide en fazla bulunduğu yerlerden biri dalların uç kısmıdır, filizlerdir. Bilindiği gibi bu bölgeler taze ve parlaktırlar.

Daha bir buçuk ay kadar önce filizlenmiş olmalarına rağmen baş döndürücü bir şekilde inanılmaz hızlı büyüyen ve dallarındaki bıyıkları vasıtasıyla tellere tutunup rüzgara karşı koyan asmalar, sıcaklığını hissettirmeye başlayan Ege güneşinin altında parıl parıl parlıyorlar. Bugünlerde yeşil budama yapılan asmalarda, tomurcuklanmış ve çiçek açmaya hazırlanan salkımların fazlaları kesilip atılıyor. Çünkü asmanın topraktan ve havadan alabileceği “su+besin maddesi+mineral” maddelerin bir sınırı var. Bu sınırı aşacak miktardaki salkım sayısı, üzümlerin iyi gelişememesi, tat ve aromalarının iyi olmamasına neden olurken, eğer (ekonomik sınırın altına düşmemek kaydıyla) salkım sayısı ne kadar az bırakılırsa taneler daha yoğun, daha aromatik olacaklardır.

Erkenci sofralık üzümler Temmuz’un ilk haftasında olgunlaşacaklar.(Bugün 22 Mayıs) Şaraplık üzümler ise daha fazla güneşi özümseyerek nazlı nazlı gelişecekler ve onlardan da en erken yetişenler Ağustos’un ikinci yarısında hasat edilecekler ve şaraba giden yolculukları da başlamış olacak. Şimdilik onları tarlada bırakalım ve bir şarabı nasıl seçeceğimize, şarap şişesinin üzerindekilerin içindekiyle ilgili ne dediğine, ne demesi gerektiğine bakalım;

Çoğu şaraplar iki temel yoldan biri ile isimlendirilirler. Avrupa’da isimlendirme bölge isimlerine ve üreticiler arasındaki hiyerarşiye göre yapılırken, Yeni dünya şarap ülkelerinde üzüm ismi daha öne çıkar. A.B.D li bir şarap uzmanının; “bugünlerde bir şarap dükkanına girerseniz, beyaz şarapların yarısından fazlasının adı Chardonnay ve kırmızı şarapların çok büyük bir miktarının adı da Cabernet Sauvignon ve Merlot’dur” sözleri bu durumu net bir şekilde açıklamaktadır. Etiketlerde yer alan diğer bilgiler belli standartlara oturmuş olmalarına rağmen bazı değişiklikler de gösterebilmektedirler.

Türkiye’de ise durum biraz daha farklıdır. Bazı şaraplarda üretici firmanın ismi ön planda yer alırken kimi zaman da aynı firma her değişik şarabı için ayrı bir isim kullanmaktadır. Bu genellikle doğrudan o yörenin ismi olabilirken bazen de yerel bir özelliği veya oranın tarihini v.s. yansıtan bir isim olmaktadır. Üzüm ismi kimi şaraplarda fazla ön plana çıksa, bazen biraz arka planda kalsa da hemen hemen her etikette bulunur.

Bazı şarap etiketlerinde ancak dikkatli bakınca görülebilecek şekilde yazılmış olan, şarabın yapıldığı üzüm ya da üzümlerin yetiştirildiği bölge ismi de bulunmaktadır. Bölge, şarabın kalitesi hakkında bir fikir verebilmelidir. Eğer çok geniş bir alanı ifade ederse ne ölçüde sağlıklı bir fikir vereceği ise şüphelidir.

Bir şarap etiketi; şarabı kimin ürettiği, hangi üzümden ürettiği, hangi yılın mahsulü olduğu, üzümlerin nerede yetiştiği, ne kadar alkol içerdiği, şarabın tipi yani beyaz ya da kırmızı ve sek veya tatlı olduğu hakkında bilgi vermelidir. Ne kadar çok bilgi verirse o kadar iyidir.

Mahsul yılı neden önemlidir? Eğer olgunlaşma döneminde havalar kapalı gitmişse, üzümler yeterli şeker oranına ulaşamayacakları için şarabın alkol oranı düşük kalacaktır. Yağmurlu bir sezon ise, suyu bol ancak aroması düşük üzüm taneleri demektir. Bu durumda asmaların sulanmamasının bir anlamı da kalmaz. Bir yerde şöyle deniliyordu; “iyi şarap stresli üzümden çıkar.”


Diyelim ki Şiraz’la ilgili güzel bir yazı okudunuz ya da bir yerde içtiniz hoşunuza gitti ya da birisi tavsiye etti… Belki de yükselen trend Şiraz ve siz de onu içmeye karar verdiniz. Bu durumda şarap satılan en yakın yere gidip üzerinde o üzüm çeşidinin adı yazan şarabı almanız doğru gibi görünse de aslında o kadar basit ve kolay değil. Değişik üreticiler tarafından o üzümden yapılmış çok sayıda şarap görmeniz kuvvetle muhtemeldir ve büyük bir ihtimalle fiyatları da tatları da farklı olacaktır. Eğer böyle değil ve Şiraz’dan yapılmış bir-iki şarap varsa (şarap reyonunda) bu durumda seçmek zor olmayacak, zahmetten de kurtulacaksınız. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunu artık şarabı içince anlarsınız. Ne çıkarsa bahtınıza. Çok miktarda şarabın olduğu durumda ise, ya hepsinden birer tane alırsınız ya da etiketlerini inceledikten sonra iyi olduğunu düşündüklerinizi alacak veya en azından görsel olarak hoşunuza giden ve cebinize de uygun olanları alarak, bunları içtikten sonra değerlendirmenizi yapar, hoşunuza giden şarabı belirlemiş olursunuz. Bundan sonrası için bu sizin tercih ettiğiniz şaraplardan birisi olur. En azından bir Restoranta gittiğinizde sipariş verebileceğiniz belli bir şarap olacaktır. Aksi taktirde rastgele bir şarap içmek veya seçimi şefe bırakmak durumunda kalabilirsiniz. Unutmayın ki şarap siparişi verirken kararlı bir şekilde söyleyeceğiniz bir şarap ismi etkileyici olacaktır.

İyi de hep aynı şarabı mı içelim? Olur mu hiç, yeni denemeler demek yeni tatlar demektir. Hoş sürprizler demektir. Bu maceralardan kendinizi mahrum bırakmamalısınız. Bırakmayın da.

Aynı üzüm çeşidinden yapılmış olmalarına rağmen şaraplar neden birbirlerinden farklıdırlar? Üzümün yetiştiği yer, hasat zamanı, işlenmesi, saklanmasından şişede kullanılan mantara kadar birçok faktör bu konuda etkendir. Hatta kadehin şeklinin bile etken olduğu biliniyor, bunun yanında kadehin camının kalınlığının da etkilediği yönünde rivayetler mevcut. Artık bunu siz tecrübe edersiniz…

Bir şarap seçmek için bu kadarı da fazla mı dersiniz? Yok yok değil. İşin asıl zevki burada. Şarap hakkında konuşmak, etiketlerini kontrol etmek, fikir yürütmek işin zevkli tarafı... Olsun yine de bana göre değil diyorsanız bu durumda şarap reyonuna gidip önünüze çıkan ilk şarabı alabilirsiniz.

Hiç dağa gidip mantar toplayanınız var mı? Ne kadar zevklidir bir bilseniz… Her ağacın, her çalının altını tek tek kontrol edersiniz. Define aramak gibi bir şeydir. Define aramanın da tek amacı zengin olmak mıdır, bence maceracı ruh daha ön plandadır. O mantarı aramak ve bulmak da inanın yemekten daha zevklidir. Dedim ya define aramak gibi diye. İşte şarabı içmek de işin en son kısmı. Öncesi de en az içmek kadar güzeldir. Bunu kaçırmamalısınız bence…

Bir de kendi yaptığınız şarabı içmek var ki, o bambaşka bir şey…

 

 

Yukarıdaki "ASMALAR ÇİÇEK AÇARKEN" başlıklı yazı; Bodrum Ticaret Odası Yayını olan, "BOD®UM MAVİ"  derginin 7. sayısından, Mehmet Vuran'ın aynı başlıklı yazısından alınmıştır.

Önceki Yazı Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler