Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Bağcılık ve Şarap

Bağcılık

Bağ ve Şarap

Mitolojide Şarap

Bağcılık ve Şarap -> Bağcılık
Bağlarım Aman Yeşil Yeşil Bağlarım
04 Temmuz 2013 Perşembe

 

Geçen sayılardaki yazılarda şaraptan bahsettik. Ama şarap öyle kendiliğinde olmuyor. Şarabı yapmak için üzüm gerek, hem de iyi üzüm. O zaman şöyle bir bakalım; Kimdir, nedir bu üzüm, nerelerde yaşar, kimlerden hoşlanır, ne yer ne içer, kimlerle gezer? Kimlerle mi gezer? Biraz abarttık galiba.

Her ne kadar üzüm diyorsak da aynı zamanda asmadan da bahsediyoruz. Kimi zaman bunları birbirinin yerine kullanmışızdır. Şarabı yapmak için üzüm gerek demiştik ama üzüm için de asma gerektiği gibi, nerelerde yaşar derken yaptığımız gibi. Üzümün nerede yaşadığı belli, asmanın dalında tabi ki. Peki asma nerde yaşar? Doğal olarak da diyeceksiniz ki; toprakta. Evet ama hangi toprakta, işte mühim olan o.

Hadi o zaman tanıyalım asmayı biraz; Asmanın en önemli türü Vitis vinifera L. olup, gen merkezi ve kültüre alındığı yöre, Anadolu Yarımadası’nın kuzeydoğu bölgesini de içine alan, Karadeniz ve Hazar Denizi arasındaki bölge olarak kabul edilmektedir. Asma, yabani ve kültür asması olarak ikiye ayrılır. Ülkemiz hem yabani asma (Vitis vinifera ssp. sylvestris) hem de kültür asması (Vitis vinifera ssp. sativa) yönünden çok zengin bir gen potansiyeline sahiptir.

İstenilen üzüm çeşidi, asma anacı üzerine aşılanarak üretim yapılmaktadır. Aslında başka üretim yöntemleri de olmakla birlikte ekonomik faaliyet olarak yapılan bağcılıkta kullanılan yöntem budur. Ya fidanlar aşılı olarak hazır alınmakta, ya da araziye dikilen anaçlar birinci veya ikinci yılın sonunda yerlerinde aşılanmaktadırlar. Asma anaçlarının da bir çok çeşidi vardır ve toprakla, iklimle, aşılanacak olan çeşitle uyumu gözetilerek anaç seçimi yapılmalıdır.

 

 

Bağ tesis edilecek arazinin toprağı tahlil edilip, toprak ve iklim parametreleri belirlendikten sonra diğer ticari faktörler de göz önüne alınarak yetiştirilecek üzüm çeşidi belirlenir. Üzümler; “şaraplık”, “sofralık”, “kurutmalık”, olmak üzere kullanımlarına göre gruplara ayrılırlar. Bazı üzüm çeşitleri hem şaraplık hem sofralık olarak değerlendirilse de, iyi şarap için iyi şaraplık üzümler yetiştirilmelidir. Üzüm çeşitlerinin tek başlarına kullanılmasından kaliteli şaraplar elde edilir. Bunun yanında, birbirini tamamlayan üzümlerin belli oranlarda harmanlanmasıyla da güzel şaraplar yapılmaktadır. Hatta bazı üzümlerin zayıf yönlerinin kapatılması amacıyla harmanla bazen gerekli olmaktadır.

Peki bu üzümler kimlerden hoşlanırlar, nerelerde yaşarlar? Kendilerine sevgiyle bakacak herkesten hoşlanan üzümler, yaşadıkları yer konusunda öyle pek de seçici olmamakla birlikte onların da sevdikleri yerler var tabi. Toprak yapısı asmanın gelişmesinden daha çok, yetişen üzümün özellikleri üzerine etkendir. Genel olarak Anadolu toprakları ve iklimi bağcılık için uygun olmakla beraber, ısı tutabilen volkanik topraklardan dolgun, içi ısıtan şaraplar elde edilirken koyu renkli, zengin mineral içerikli meyilli arazi topraklarından keskin ve belirgin tatlara sahip karakterde şaraplar elde edilir. Gevşek yapılı, kumlu-tınlı topraklar ise yumuşak karakterli şaraplar verir. Kuvvetli şaraplar da kireçli topraklardan elde edilir. Görüldüğü gibi farklı toprak özelliklerinde üzümler yetişebilmekte, bunlardan elde edilen şaraplar da buna yakın özellikler taşımaktadırlar. Denebilir ki güçlü topraklar, güçlü karakterde şaraplar, gevşek yapılı topraklar da yumuşak karakterli şaraplar verir.Ancak şaraplık üzümlerin taşıdıkları potansiyelin açığa çıkmasında sadece toprağın yapısı değil, gördüğü güneşin, aldığı yağmurun, arazinin eğiminin, rüzgarın da çok etkisi vardır. Bunlar, bağın karakteristik yapısını oluştururlar ve her bağ kendine has aromalar içeren üzümler verir. Bağ ve üzümün arasındaki bu özel ilişkiye Fransız’lar “Terroir” demişlerdir. Fransa’dan çıkıp dünya şarap literatürüne giren, bağ ile üzümün arasındaki uyumu anlatan bu kelimeden hareketle, dünyanın her yerinde şaraplık üzüm yetiştiricileri bağlarına en uygun üzüm çeşidini seçmek için çaba sarfederler.

Fransızlar eğer doğru bir terrior yoksa iyi şarap yapılamayacağını ve en iyi terrior’ın da kendilerinde olduğunu düşündükleri için Fransız şarapları, kullanılan üzümün çeşidine göre değil, bölgenin adına göre isimlendirilmişlerdir. Bordeaux gibi, Burgundy gibi… Oysa Bordeaux şaraplarının yapıldığı üzümlerin başında Cabernet Sauvignon ve Merlot gelmektedir. Burgundy bölgesinin üzümleri de Pinot noir ve Chardonnay’dir çoğunlukla. Avrupa dışındaki şarap ülkelerinde (bunlara Yeni Dünya şarap ülkeleri deniliyor) ise şaraplar çoğunlukla bölge isimleriyle değil, üzüm çeşitlerine göre adlandırılırlar.

Bir şarabın o ya da bu şekilde isimlendirildiği değil, nerede ya da kim tarafından üretildiği de değil, kadehinizde nasıl durduğu ve ağızda nasıl bir tat bıraktığıdır önemli olan. Yani sizin ağzınızda bıraktığı tat. Gerisi laf-ü güzaf.

Önemli olan ne biliyor musunuz? Sizin beğenmeniz. İşte o kadar. Ulaşabildiğiniz (açıkça paranızın yettiği diyelim) şarapların içinde, ağzınızda en iyi tadı hangi şarap bırakıyorsa en güzel şarap odur. İster yıllanmış olsun, ister genç. İster sek, ister tatlı olsun…

Tenis oynamaya başladıktan sonra aldığım ikinci raketim vardı. Ondan sonra oldukça pahalı iki raket daha almıştım. Bir tanesi profesyonellere hitap eden (Wilson Pro Staff 6.1 si stretch) idi. Ben o pahalı raketlerle oynamakta ısrar ettim hep. Fena da oynamadım. Ama zaman zaman daha mütevazi olan ilk raketimle daha mı iyi oynuyorum diye düşündüğüm olurdu. Ve bir gün Hasan hoca demişti ki; “En iyi raket, en iyi oynadığın rakettir”

Hazır yeri gelmişken, bazı şaraplarla beraber tavsiye edilen yiyeceklerin içindeki “av etleri” kısmında aklıma takılan bir noktayı da belirtmek istiyorum; Acaba diyorum avlanan hayvanlar erkek mi yoksa dişi mi olmalı, rengi nasıl olmalı, günün hangi saatinde avlanacak, yaşı kaç olmalı, kanatlı mı, kanatsız mı olmalı… Öyle “av eti” deyip geçmekle olmuyor işte. Neyse, bu da işin şakası idi…

Üzümlerin gezme işine gelince; hasattan sonra zorunlu gezmelere pek ses çıkarmasalar da mümkün olan en kısa yolculuğun ardından şaraba işlenmek tercihleridir. Çünkü çok narin bir meyve olan üzümün içerdiği yoğun, karmaşık ve zengin aroma bu yolculuklar sırasında zarar görmekte, bir kısmı uçup gitmekte, bu da onlardan yapılacak şarabın kalitesine olumsuz yönde etki yapmaktadır. Onca süre güzel bir şarap olmak için bekleyen hangi üzüm bunu ister ki? Siz olsanız ister miydiniz? Bir de bağın içinde kurulmuş tesiste hemen işlenmeye alınırlarsa, hele ki aralarına başka bağın üzümleri de karışmadan olursa bu, değmeyin keyiflerine..

İyi bir şaraplık üzüm daha ne istesin…

>> Bu yazının başlığı konulurken hızlı ritimli bir Bodrum türküsü olan "Keklik Gondu Kesmeye" türküsünün nakarat kısmından esinlenilmiştir.

 

 

Yukarıdaki "BAĞLARIM AMAN, YEŞİL YEŞİL BAĞLARIM" başlıklı yazı; Bodrum Ticaret Odası Yayını olan, "BOD®UM MAVİ" derginin 5. sayısından, Mehmet Vuran'ın aynı başlıklı yazısından alınmıştır.

 

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler