Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Benim Sayfam

Hakkımda

Deneme Yazılarım

Söyleşi ve Makaleler

Benim Sayfam -> Hakkımda
Tekrar Tenis
26 Haziran 2013 Çarşamba

Bundan bir yıl kadar önceydi,  benim durumumda olan kişilere ait okuduğum başarı hikayelerinin de etkisiyle "acaba ben biraz hımbıl mı davranıyorum" gibi sorular sormaya başladım kendime. Mesela 1999 yılındaki kazadan beri Tenis oynamayı düşünmemiştim bir daha. Düşünmeli miydim? Sanırım evet. Ama bazı şeyler zamanla bir yerlere oturuyor ve doğru zaman demek ki şimdiymiş.

 

Tenis oynamaya tekrar başlasam "acaba yapabilir miyim" diye kendi kendime sorduğum, diğer taraftan da “nasıl olsa eskisi gibi olmayacak, ne gerek var” diye düşündüğüm günlerden birinde bir akşam üstü kendimi Bitez’de tenis kortlarında buldum. "Hadi bakalım Erkan hoca" demiştim.Normal, günlük tekerlekli sandalyeyle korta çıktık. İlk topları ıska geçtikten sonra bazı toplara vurabildim ve bu hoşuma gitti. Zaten ilk toplarda Erkan da alışamamıştı, ben de. İkimizin de tekerlekli sandalye tenisi hakkında pek bir şey bildiğimiz yoktu. O bana top atarken sanki karşısındaki tekerlekli sandalyede değilmiş gibi atıyordu, ben de eski alışkanlığımla toplara ilk zıplayışından sonra vurmaya çalışıyordum. Halbuki tekerlekli sandalyede olmanın bana verdiği "topun iki defa zıplaması" hakkı vardı. Ama dedim ya benim kafam hala eskide… Sonra yavaş yavaş ben de alıştım tabii… Bu işin, normal (günlük) tekerlekli sandalyeyle olmayacağını da biliyordum. Sonra bu işin üzerine düşelim diye karar aldık.

 

İzleyen günlerde bu konuyla ilgili olarak internetten bir şeyler araştırmaya başladım. 13 Mayıs'ta İzmir'e gittiğimde  Balçova'da Crea Tenis Club'a gittim ve orada durumu anlattım, onlardaki  tenis tekerlekli sandalyelerinden birini görmek ve mümkünse denemek istediğimi söyledim. Soner hocayla beraber korta gittik ve ben tenis sandalyesine geçtim. Çok korktum. Sandalye sanki tabure gibi geldi bana. Sırtlık yeri kısa, çok oynak, kenarlıklar yok gibi sanki… Soner hoca biraz top attı, bir deneme de orada yaptık. Pek benim hayal ettiğim gibi olmadı. Ben çok tedirgindim o sandalyenin üstünde.

 

Tenis tekniği ile ilgili olarak teoride ve pratikte bir sorun yoktu.Yapılması gereken şey; Tenis tekerlekli sandalyesi edinebilmek, ona çok iyi bir şekilde alışıp eskiden sahip olduğum beceriyi tekerlekli sandalye ile birleştirerek, ortaya tekerlekli sandalye tenisini çıkarmaktı…

 

İzmir'den döndükten sonra araştırmalarıma devam ettim ve Marmaris'te OFD (Omurilik Felçlileri Derneği) Marmaris şubesi bünyesinde bir takım kurma çalışmaları olduğunu öğrendim. Temmuz ayının ortalarına doğru sıcak bir günde Marmaris'e gittim.(17.07.2005) Onlarla tanıştım, tam öğlen sıcağında korttaydım. Benim ne durumda olduğuma baktılar, antrenmanda neler yapmak gerekiyor, uygulamalı olarak onu anlattılar bana… Sonra biraz oturduk, sohbet ettik. Kullanmam için tekerlekli sandalyelerden birini (şimdilik) bana verdiler.

 

Marmaris'ten döndükten sonra epeyce bir süre korta gidemedim. Hem havalar çok sıcaktı hem de kortlar için yoğun bir dönemdi v.s. Ancak ben geniş sayılabilecek odamın içinde tenis tekerlekli sandalyesini kullanarak (tabir-i caizse "odanın içinde dört dönerek") sandalyeye olan yabancılığımdan ve korkumdan kurtulmaya çalıştım ve sanırım biraz başarı sağlayabildim.

 

Marmaris'ten tekerlekli sandalye tenisiyle ilgili bir de eğitim CD'si almıştım, onu  sık sık izledim. Bu CD'yi izledikten sonra bir çok şey yerli yerine oturmaya başladı...

 

Tekrar Bitez Tenis kulübündeyim (23.08.2005) ve bu defa tenis tekerlekli sandalyesiyle, CD'yi izlemiş ve  neyin ne olduğunu bilerek kottayız. Güzel bir çalışma yaptık. Sonuç hep aynı; Kondisyonumu çok iyi duruma getirmem ve çok hızlı olmam gerek.

 

Köyde (Pınarlıbelen) oturmam dolayısıyla korta gidip gelmek zor olacağından, evin bahçesinde düz bir zemin ve duvar yaptırıp, çalışmalarımı orada yapmayı ve arada bir de (mümkünse haftada bir gibi) korta gidip çalışmayı ve durum değerlendirmesi yapmayı istiyor ve düşünüyor(d)um…

 

Bir sabah uyandığımda, burada bir tenis kortu neden olmasın dedim. Acaba nerde olabilir diye düşünürken, köydeki ilköğretim okulu geldi aklıma. Hem ben çalışırdım orada hem de okuldaki öğrencilere tenis öğretir, içlerinden yetenekli ve istekli 3-5 öğrenci seçip takım da oluşturabilirdim. İyi de bu kort nasıl ve neyle yapılacaktı? Bu fikrimi Bodrum Ticaret Odası başkanı sayın Mahmut Serdar KOCADON beye açtığımda, çok olumlu yaklaştı; “tabii, neden olmasın, hem çok da güzel olur” dedi ve destek verdi. Sonra da başta BTO ’daki dostlar olmak üzere diğer dostlarımızın da desteğiyle bu işe girişme aşamasındayız.

 

Her şey zamanla bir hale yola giriyor. Bir çok şeyin ilacı olan zaman, sen ne büyüksün…Kazadan sonraki günlerden bu yana ne çok şey (olumlu yönde) değişti. Fiziksel anlamda, ayağa kalkmak anlamında değil ama. Çünkü çoğu kişi iyileşmeyi tekerlekli sandalyeyi kısmen ya da tamamen bir kenara bırakmak (yani ondan kurtulmak) olarak algılıyor. O zaman da tekerlekli sandalyedeydim, şimdi de tekerlekli sandalyedeyim. Benim dediğim, tekerlekli sandalyeyle beraber bir iyileşme, onu da içine alan, onla dost ve onla barışık. Buna siz, ister alışma deyin, ister adaptasyon deyin, ne derseniz deyin işte.Hatta ben bir tekerlekli sandalye daha katıyorum hayatıma; tenis tekerlekli sandalyesi.

 

            Peyami SAFA; “Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır,

 

                                Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır” demiş.

 

Ne güzel demiş, zaman yaşayarak tecrübe kazanma fırsatı sunuyor bize ve birçok şeyin de ilacı oluyor bu arada. Varsın daldaki armutları da, etrafta dolaşan armutları da olgunlaştırsın…

 

Tenis derken, kort derken nerelere geldik, biri beni durdursun.

 

Yapımı için ilk adımlarını atacağımız; çocuklara tenis öğretebileceğim (büyükler de isterlerse hayır demeyiz tabi) ve kendim de çalışabileceğim bu kortun inşasının tamamlanabilmesi dileğiyle,

 

Herkese bol tenisli günler…

 

 

Yukarıdaki "Tekrar Tenis" başlıklı yazı; Bodrum Ticaret Odası Yayını olan, "BOD®UM MAVİ"  derginin 7. sayısından,Mehmet Vuran'ın aynı başlıklı yazısından alınmıştır.

 

 

 NOT : Yukarıdaki yazıda bahsi geçen kortun yapımı gerçekleş(e)memiş ve başta kortların uzaklığı olmak üzere, bazı sebeplerden dolayı tekerlekli sandalyeyle tenis maceram çok kısa soluklu olmuş, denilebilir ki, başlamadan bitmiştir.

 

 

  

Tenis oynadığım zamanlara ait hiç fotoğrafım yoktu. O dönemde digital fotoğraf makinaları olmadığı için fotoğraf çekmek şimdiki kadar pratik değildi. Şimdi ise digital fotoğraf makinaları adeta birer oyuncak gibi:) Yukarıdaki fotoğraflar bende olmadığı gibi, böyle bir fotoğraf çekildiğinden bile haberim yoktu aslında. Bu iki fotoğrafı Mersin'den sevgili arkadaşım İlker Sağay gönderdi. Üstte soldaki fotoğraf, Uludağ Ün. tenis kortlarında, diğer fotoğraf ise Uludağ Ün. Tıp Fakültesi önünde çekilmiş. Muhtemelen ya tenis oynamaya gidiyoruz ya da oynamışız ve şehre dönüyoruz...Sanırım yıl da 1998. Fotoğrafların kalitesi iyi değil ama o döneme ait fotoğrafların olanı da bunlar işte. Başka yok. Fotoğrafların kalitesindeki bozukluk, fotoğraflara zamanda başka bir boyut ifadesi katmış sanki. Bilmiyorum, belki de bana öyle geliyordur:)) Fotoğraflar: Beyaz pantolonlu olan ben, eşofmanlı olan kişi İlker, turkuaz tişört ve lacivert şapkalı kişi de Mustafa Özden.

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler