Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Bodrum Hakkında

Bodrum'un Tarihi ve Kültürel Değerleri

Bodrum'un Tarihçesi ve Bodrum Hakkında Yazılar

Lelegler ve Theangela

Bodrum Yarımadası

Bodrum Türküleri

Bodrum Hakkında -> Bodrum Yarımadası
Ortakent - Yahşi
27 Haziran 2013 Perşembe

 

Ortakent_Yahşi, Bodrum yarımadasının batısında kalan, eski köy özelliğini koruyabilmiş, yeşilliklerin arasından uzanan ince yollarla denize inilen bir beldedir. Bodrum şehir merkezine karadan yaklaşık 7 km, denizden 3 mil uzaklıktadır. Bodrum şehir merkezindeki otobüs terminaline indiğinizde, Ortakent-Yahşi dolmuşlarıyla beldeye ulaşım 15 dakika sürmektedir. Ortakent ve Yahşi’yi Uludere adıyla anılan dere ikiye bölmektedir. Beldede eskiden olduğu gibi, tarım, hayvancılık ve narenciye ile uğraşılmaktadır. Halen bozulmamış köy dokusu, mandalina bahçeleri ve mavi bayraklı deniziyle ziyaretçilerine ev sahipliği yapmaktadır. Köy içine doğru girdiğinizde, geçen yüzyıllardan kalma eski taş evler ve tepedeki eski değirmenler, gözünüze ilk çarpacak özelliklerden birkaçıdır.

 


Ortakent-Yahşi’de geçmişten kalan pek çok gelenek olduğu gibi devam ettirilmektedir. Bunlardan en önemlisi düğünlerdir. Düğünlerde kına gecesinde, gelinlere eskiden kalan ve otantik değere sahip olan “Devren” adı verilen kırmızı kadife üzerine simler işlenmiş ve her işlemenin farklı bir anlamı olan gelinlikler giydirilir.

 

Ortakent-Yahşi’de gene eskiden kalan geleneklerden olan “Deve Güreşleri” düzenlenmektedir.

 

Son 30 yıldan bu yana Bodrum yarımadasıyla beraber Ortakent, turizmde de gelişme göstermiştir. Ortakent ve Yahşi Beldesinin sahil şeridinde büyük küçük pek çok otel yılın 6 ayı kaliteli hizmet vermektedir.

 

Yabancı turistlerin yanı sıra büyük bir yerli turist potansiyeli vardır. Her yıl ülkemizin başlıca büyük şehirlerinden gelen insanlar, hem eğlenebilmek hem de şehir merkezinin gürültüsünden uzakta kalabilmek için Ortakent-Yahşi beldesini tercih etmektedirler. Deniz tarafında bölgenin tam karşısında yer alan “Çelebi Adası” pek çok günlük gezi teknesinin uğradığı bir adadır. Bölgenin uzun ve geniş bir koy olmasından ve rüzgarı çok iyi almasından dolayı, sörf, optimist, katamaran gibi yelken sporları için elverişlidir. Bunun yanında, jet-ski, parasailing gibi pek çok su sporu da yapılmaktadır. Ayrıca ülkenin büyük alış veriş mağazalarından ikisinin şubesi de belde sınırları içinde yer almaktadır.

 

Beldenin en batısında yer alan ve şimdilerde “Camel Beach” adıyla anılan fakat eskilerin “Kargı Koyu” diye bildiği, sanki sonsuz bir kumsalmışçasına uzanan doğal bir plajı vardır. “Camel Beach” adını eskiden beri kumsalda yatan ve otlayan develerden almıştır. Bu develer yerli ve yabancı pek çok ziyaretçinin ilgi odağı olmuştur.Ayrıca plajın kumlarında dünyanın pek az yerinde görebileceğiniz “ Kum Zambakları” nı görebilirsiniz.Bu plaja günlük tur tekneleriyle ulaşabileceğiniz gibi dolmuşlarla da ulaşmak mümkündür.

 

1963-64 yıllarında yapılan arkeolojik kazılardan anlaşıldığı kadarıyla bölge tarihi, “Miken” dönemine kadar giden eski bir yerleşim alanıdır. Ortakent merkezinin 1 km kadar kuzeyinde ortaya çıkarılan nekropol alanı mezarlarından ele geçen, çanak-çömlek, bronz silah gibi eserler bugün Bodrum Sualtı Arkeoloji müzesinde korunmaktadır. Roma ve Bizans çağının kalıntılarını taşıyan bölgenin Osmanlı döneminde de önemli bir yerleşim birimi olduğu mezartaşı yazıtlarından anlaşılmaktadır. Antik çağda dini bir merkez olan Telmesos (Telmissus)’ta kahin rahiplerin atası “Apollon” adına bir tapınak yapıldığı, Bizans döneminde bu tapınağın üzerinde piskoposluk merkezi olarak bir kilise inşa edildiği sanılmaktadır. Çakmaklı mevkiinde görülen kalıntının, baş rahip Episkopis’in oturmuş olduğu kiliseye ait olduğu düşünülmektedir.

 

1523’te Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman, St.Petrium (Bodrum)’u aldığında, Episkopi kendiliğinden teslim olmuştur. Rivayete göre sultan Süleyman bölgeyi ziyarete gelmiş, “Bağarası” denen mevkide, yöreye ismi verilmiş olan Rahip Episkopis’in diktirmiş olduğu Misket üzümlerinin kokusunu duyduğunda, “Mis gibi kokuyor, buranın adı Misgibi olsun” demiştir. Zamanla yöre bu ismiyle anılmıştır. İlk ismi “Episkopi” olan bölgenin halk dilinde “Müsgebi” olarak söylenişi, 1961 yılına kadar sürmüş, bu tarihten sonra Bodrum-Turgutreis karayolunun tam ortasından geçmesi ve buranın coğrafi olarak yarımadanın ortasına denk gelmesi nedeniyle “Ortakent” olarak anılmaya başlanmış ve ismi bu şekilde değiştirilmiştir. Ortakent’te 17. yüzyılda savunma amaçlı olarak yapılmış kule evlerden ikisi halen ayaktadır. Bunlardan biri Mustafa Paşa’ya, diğeri Ahmet Paşa’ya aittir.

 

Yarımadada güneşin en güzel battığı yerlerden biri, Ortakent Yahşi’dir. Serin bir yaz akşamında yüzünüzü denize dönüp ufka doğru baktığınızda, dünyanın en güzel renklerini bir arada göreceksiniz. Dolunayın çıktığı gecelerde denize bir adım uzaklıktaki restoranlarda, gecenin tadına, bir bardak şarapta ya da dostlarınızla bir yemekte varabilirsiniz.Bazı geceler bölgenin geleneksel ahşap tekneleriyle denizin ortasında dolunayın keyfini çıkarabilir aynı zamanda denizden kıyıya baktığınızda otellerin ve restoranların denizde sallanan ışıklarını seyredebilirsiniz. Bu da unutamayacağınız bir tatilin silinmez izleri olarak belleğinizde daima kalacaktır.

 

Yukarıdaki yazı Ortakent-Yahşi Belediyesinin web sitesinden alınmıştır.Ortakent-Yahşi ile ilgili  diğer fotoğraf ve bilgiler için Ortakent-Yahşi Belediyesi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler