Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Bodrum Hakkında

Bodrum'un Tarihi ve Kültürel Değerleri

Bodrum'un Tarihçesi ve Bodrum Hakkında Yazılar

Lelegler ve Theangela

Bodrum Yarımadası

Bodrum Türküleri

Bodrum Hakkında -> Bodrum'un Tarihçesi ve Bodrum Hakkında Yazılar
"Eski Bodrum" Üzerine...
11 Temmuz 2013 Perşembe

 

"ESKİ BODRUM" ÜZERİNE...

 

Eski Bodrum, kişiye özel bir durumdur ve herkes için Bodrum’u ilk gördüğü gündür. “Eski Bodrum” 70’li yıllarda Bodrum’u tanıyanla, 90’lı yıllarda tanıyanın eski Bodrum’dan anladığı farklıdır. Aranan, büyük ihtimalle sessizliktir, sakinliktir, alabildiğine yeşildir, masmavi uçsuz bucaksız denizdir, çay içmek için gidilen köhne bir kahvedir. Taş evlerdir, köy düğünleridir, geleneksel deve güreşleri ve yarımada taşımacılığında kullanılan yeşil ciplerdir. 


1970’lerden günümüze dünyada, ülkemizde ve Bodrum’da çok şey değişti. Bir hastanesi bile olmayan Bodrum’dan bu günlere gelindi. Akrep sokmasına karşı koyun postuna sarılarak umut aranan tedavi yöntemleri çok geride kaldı. Sağlık ocaklarından sonra devlet hastanesi ve özel hastaneler sırayla açıldı. Köy ilkokullarından sonra kolejlerimiz açıldı. Peki bu gelişmeler niye? Çünkü insanlar talep etti, nüfus arttı, özellikle Marmara depreminden sonra ciddi şekilde göç aldı Bodrum..

Bodrum, eski Bodrum’u özleyenler adına ilk darbeyi, 1980’lerin başlarında yedi. Bu darbenin sıkıntıları hala sürüyor. İkinci konut ve kooperatif evlerinden söz ediyorum. Bunlara halk arasında küp şeker ya da kesme şeker demeye başlandı bir süredir. Fakat o zaman, bu yatırımlara girenler, küp şeker olarak görüyorlardı evlerini ya da sitelerini... Her şey hızla o zaman değişmeye başladı. Bodrumlu o gün mutluydu bu değişimden, cebine para girmeye başladı, esnafın yüzü güldü, kahvehaneler önce restoran oldu, sonra alüminyum doğramayla tanıştı. Kat çıkmaya başlandı. Tüm bu gelişmeler (!?) Yarımada’nın artık tek bir belediye ile yönetilemeyeceğinin anlaşıldığı yıllara kadar kontrolsüzce sürdü, gitti. Bugün artık biri ilçe, diğerleri belde olmak üzere toplam 11 belediye Yarımada’yı yönetmekte. Bunun yararları da her beldede görülmeye başlandı. Her belde kendi farkındalığı içinde konularını ele alıp insanların bilinçli ya da bilinçsiz isteklerini veya ihtiyaçlarını bilinçli bir çerçeveye sığdırıp çözüm üretmeye başladılar.

Bodrum dünyada öne çıkan sayılı turizm merkezlerinden biridir. Bugüne kadar hep sanıla geldi ki, insanlar buraya deniz-güneş-kum üçlüsüne geliyor. Bir kısım belki gerçekten böyleydi ve onlar için bol yıldızlı oteller inşa etmek gerek dendi. Oteller birbiri ardına boy göstermeye başladıktan sonra turizm acenteleri ile tanıştı Bodrumlu. Kendini bekleyen sorunla da aynı zamanda tanıştı ve bugün artık turist çarşıya inmez oldu. Geçmişe dönüp baktığında anladı ki o turist geçmiş yıllarda da aslında Bodrum’un doğasına geliyordu. Ortalıkta inanılmaz bir kalabalık var ama alışveriş eden yok. Gelen turiste bakınca, bol yıldızlı otel için parasını memleketinde ödemiş, beş kuruş daha vermemek için otelinden çıkmıyor, çıkmak istese de çıkarılmıyor.

Ortakent, bunun farkına çok erken vardı, onun için hala bugün, yarımadanın gerçek dinlence merkezi sıfatını sürdürüyor. Ortakentli şunun da farkına vardı ki gelen turist, doğa, kültür birikimi ve sessizlik arıyor. Yılın 350 günü çalışan insan 15 gün olsun sessizlik, yeşil, yürüyüş ve mavi bayrak arıyor. 1999 yılında kurulan genç belediyemiz bunu korumak peşinde.

Neler yapıyoruz bunları korumak ve geçmişten izleri sürdürebilmek için? 04 Temmuz 2006 günü Ortakent Yahşi Belediyesi Meclisi, toplantısında önemli bir karara oybirliğiyle imza attı. Ortakent ve Yahşi’de bundan böyle arazi koşulları ne olursa olsun 2 katın üzerine çıkılamayacak ve Bodrum kat yapılamayacak. Bu cesur girişim daha sonra diğer belediyelere de örnek teşkil etti. Bir diğer önemli konu ise Yarımada’daki en geniş mandalina bahçesine sahip Ortakent’in bu dokusunu korumak. Belediyenin önündeki en önemli sorunlardan biri olan bu konu da aşılma noktasına getirildi. Ortakentli mandalinaya yaptığı yatırımın yarısını bile geri alamamaktan haklı yakınırken, belediye olarak bu alanlara çözümün en kolayını getirip imara açmak, çevremize baktığımızda hataların en büyüğü olurdu. Mandalinayı hak ettiği yere getirebilmek ve mandalinanın sahibine eskisi gibi para kazandırmaya başlaması hedef seçildi. Ortakentli mandalinaya saygı duyar, çünkü bilir ki bu gününü ona borçludur, yeter ki en azından yaptığı masrafı geri alabilsin.

Beldemizde bulunan büyük marketlerle yapılan ön görüşmeler sonrasında nihayet Bodrum Narenciye Birliği’ni kurduk. Kaymakamlığımızın, Bodrum Ticaret Odası’nın, yarımada belediyelerinin desteğiyle 150 bin Euro değerinde, çapı 9 cm’ye kadar olan mandalinayı boyları ve renklerine göre ayırabilen bir boylama makinasını da kurduk. Bu makina, bir saatte 5 ton ürünü işleyebiliyor. Tüm çabaların tek amacı Ortakent’te de olduğu gibi tüm mandalina bahçelerini ve esas doğayı kurtarmaktır. Ortakent turizminin geleceği bu doğal dokuda yatıyor. Ben beldemde sarnıçları, değirmenleri, tarihi taş evleri korumak durumundayım, düğünüyle, nakışıyla kültürümüzü korumak durumundayım. Denizimizin Mavi Bayrak’ını korumak zorundayım.

Yapılan anket sonucuna bakıldığında “dünkü Bodrum” bir özlem olarak dile getirilmiş. Fakat sormalı katılanlara, “sizce dünkü Bodrum hangi Bodrum’du” diye. Bodrum gelişmek zorundaydı, hastanelerimiz, kolejlerimiz olmak zorundaydı. Bunların yokluğundaki zor günleri ben yaşadım ve artık hayatımız kolaylaşsın istiyorum. Doğallığı korumak adına hastalarımızı bu çağda deve ya da eşek sırtında taşıyamayız. Bu yarımadada doğuştan yaşayanlar olduğu gibi sonradan Bodrumlu olanlar ve bir de sadece yazın gelenler var ve herkesin beklentisi farklı.

Bodrum ve Bodrumlu herkese kucak açmıştır. Bir de bu gelişmeden Bodrum’un geldiği durumu düşünelim. Sürat motorlarıyla, asfaltlarla, büyük marketlerle tanışan Bodrumluyu. Genç Bodrumluları bir kenara koyarsak eski nesil gerçek bir şaşkınlık yaşıyor, özellikle yaz aylarında. Onlar da özlüyorlar eski Bodrum’u ama çağ değişiyor.

Sonradan Bodrum’a yerleşenler özellikle yapılaşmadan şikayet ederler ama çoğu da sitelerde otururlar. Bu bir bakıma egoizm gibi gelmiştir bana. Bu, dünyanın en güzel köşelerinden birine ben geldim, başka da kimse gelmesin der gibi… Yapılaşma sınırlandırılmalı mı? sınırlandırılabilir mi, yöntemi nedir uzun bir konu ama yapılaşma planlanabilir. Yarımada bazında yaşam alanları ile eğlence alanları tanımlanabilirse planlanabilir ve bu yapılmak zorundadır. Ortakent bir dinlence merkezidir, sessiz ve sakindir. Şikayetlerin pek çoğu da özellikle eğlence ve dinlence alanlarının birbirine karıştığı yerlerden gelir. Tüm şikayetler haklıdır ve çözülmelidir. Ancak yine de bakmak gerekir, şikayet eden eğlence merkezinin orada olduğunu bile bile mi oradan konut edinmiştir? Öyleyse şikayete hakkı yoktur.

Bodrum, dünyanın gözünde önemli bir merkezdir ve aslında eğlence sektörü adına yapılan tüm yatırım iki ay gibi kısa bir sürede kara dönüştürülmek zorundadır. Bu insanlara diyebilir misiniz saat 24:00’da müziğini kapat? Bunun yerine yerleşimle eğlence merkezi arasına mesafe koymak en doğrusudur, bu da ancak planlı yapılaşmayla olur. Planlı yapılaşamamaktaki en büyük sorun ise artık herkesin ağzında sakız olmuş 1/25 bin planlarıdır. Daha bu yapılmadan imar yetkisi elimizden alınıyor. Bakalım sonrası ne olacak. Malum, İspanya, İtalya, Yunanistan, çarpık yapılaşmanın kurbanı oldular ve turizmde büyük ölçüde kaybettiler. Hep Yunan adaları örnek verilir, doğal dokusu, temizliği, denizi…

Yunan adaları göç almaz çünkü, aksine göç verir ki bu yaşanmasın diye Yunanistan Hükümeti adalarda yaşayanlara maaş verir. Bunun karşısında Kos’ta hastalanan bir Yunan vatandaşı Bodrum’daki hastaneye gelip tedavi görür. Tıpkı bundan 30 yıl önce akrep sokan bir çocuğun koyun postuna sarılıp sağlık ocağına yetiştirildiği günler gibi...

Ortakent farkındadır. Bu yüzden Ortakentli yıllardır zarar ettiği halde mandalina bahçelerini hala korur. Çünkü bilir ki çocuklarını o mandalina sayesinde okutmuş, evlendirmiştir ve bilir ki turizm bu doğal dokuya ihtiyaç duyar. Ortakent Yahşi Belediyesi de bu bilinçle işini yapmakta, kültürünü, doğasını korumakta, geçmişten gelen mirasını geleceğe taşımaya gayret etmektedir.


Mehmet KOCADON
ORTAKENT-YAHŞİ BELEDİYE BAŞKANI

NOT : Bu yazı, Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon tarafından, Ortakent-Yahşi Belediye Başkanlığı döneminde yazılmıştır.

 

Önceki Yazı Sonraki Yazı
Fotoğraflar

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler