Ana Sayfa   |   Benim Sayfam   |   Bağcılık & Şarap   |   Zeytin & Zeytinyağı   |   Karaova Yöresi   |   Bodrum Hakkında   |   İletişim

Bodrum Hakkında

Bodrum'un Tarihi ve Kültürel Değerleri

Bodrum'un Tarihçesi ve Bodrum Hakkında Yazılar

Lelegler ve Theangela

Bodrum Yarımadası

Bodrum Türküleri

Bodrum Hakkında -> Bodrum'un Tarihçesi ve Bodrum Hakkında Yazılar
Kendi Hayatını Anlattığı "Mavi Sürgün" Romanından Alıntı; Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı)'nın Anlatımıyla Bodrum ve Kalesi
11 Temmuz 2013 Perşembe

 

KALE - BODRUM

"Bir merakım da şu içine kapatılacağım anı sanı kara netameli Bodrum kalesini gezmekti. Onu gereğince anlatmam için Bodrum tarihini kısaca gözden geçirmem gerek. İlk önceleri şehir mavi esen delikanlı meltem tanrısı Zefiros’un adından Zefiriya diye anıldı. Yani, mavinin asıl canı ciğeri, gönlü olan bir maviliği ilk oraya mal eden ben değilim. İsa’dan bin beş yüz şu kadar yıl önce Mısır’da Nil deltasında denizden saldıran -ve Firavunlar tarafından “Deniz Halkı” diye anılan- denizcilerin arasında Karyalılar başta gelir. Mısır Firavunu Psametikus zamanında, Mısır hizmetinde Kayralı denizciler vardı. Orası İsa’dan bin şu kadar yıl önce Halikarnassos adını aldı. Assos harfleriyle biten her yer adı gibi bu yer de Helence değil, Anadolu’nun unutulmuş bir diline aittir. Halikarnas’ın ta başlangıçta, denizle ilgisi, sikkelerinin üzerinde deniz tanrısı Poseidon’un başı ve üç dilli zıpkının bulunmasından bellidir. Halikarnas kraliçesi yirmi, yirmi beş yaşındaki Artemisiya, kendi filosunun fiilen amirali ve Xerxes’in bağlaşığı (müttefiki) olarak İsa’dan beş yüz yıl önce Salamis deniz savaşında bulundu. Yenilen ve batırılan bir çok donanmaların arasında donanmasını kurtaran tek amiraldi. Savaştan önce Artemisiya, Xerxes’e durumun kendileri için iyi olmadığını bildirmiş ve o gün için bu durumda savaşa girişilmemesini söylemişti. Ne var ki Xerxes, o tumturaklı kibiriyle, şöyle yaparız, böyle yaparız! Diye yüksekten atıcı cevaplar verdi. Sonuç belli. Böylece dünyanın ilk ve son kadın amirali Halikarnaslıdır.

Tarihin babası Herodot da Halikarnaslıdır. Herodot’un yazdığına göre, savaş sonunda Xerxes, “Bugün erkekler kadınlar gibi, kadınlar da erkekler gibi savaştılar!” demişti. Bu sözler, Artemisiya hakkındadır. Artemisiya o savaştan sonra filosuyla Rodos adasını zaptetti. Bu, Adanın ilk zaptedilişidir.

Artemisiya adlı ikinci bir Halikarnas kraliçesi, ölen kocası Mausolos adına, dünyanın yedi harikasından biri olan “Halikarnas Mausoleum”unu yaptırdı. Büyük İskender şehri sardı, dış duvarları ele geçirdi, ama iç duvarları alamadı.

Yüzyıllar geçti. Haçlılar, Kudüs’e giden deniz yollarını kendi egemenliklerine almak ve Anadolu kıyılarında korsanlık etmek için Rodos adsını genel karargah edindiler. Anadolu kıyılarında ve adalarda büyük kaleler kurdular. Bu arada Rodos Sen Jan Şövalyeleri Halikarnas’ta da koca bir kale yaptılar. Kale, yan yana hilal şeklindeki limanların tam ortasındaki yarımadanın üstündedir.

Kat kat beden duvarlarıyla sarılı kalenin yapılışını, şövalyelerin mühendis ve mimarı Schlegelholt anılarında şöyle anlatıyor: Kale duvarları için taş lazım olmuş. Bu sebepten Halikarnas Musoleum’unu kırmışlar. Adam yaptığı bu marifeti anlatırken, aynen şu sözleri kullanıyor; “Alaşağı ettik, kırdık, parçaladık” Şövalyeler şatoyu havari Sen Piyer’e adadıkları için, adına Petronium dediler. Petronium sözünü Türkçe’de Bodrum’a çevirdiler ki, bu ad (1. Zefiriya, 2. Halikarnasos, 3. Petronium) şehrin dördüncü adıdır. Ne yazıktır ki, apaydın ve masmavi bir yurt köşesi olan bu yer, Bodrum gibi karanlık bir adın kara damgasıyla karara kalmış olsun.

Sultan Abdülhamit tahta çıktıktan az sonra kale, hapishane olarak kullanılıyor. Birinci Dünya Savaşında kale bombardıman sonucunda haraboluyor. Günümüze kadar o viran haliyle kalıyor.

Kale’nin ilk bombardımanı şöyle olmuş; Gökova Körfezi’nde (Bodrum, bu körfezin kuzey ağzındadır), Oniki ada dolaylarında gelen geçen İngiliz ve Fransız gemilerini torpilleyen bir Alman denizaltısı varmış. Fransızlar, denizaltıya ait akaryakıtın Bodrum kalesinde depo edildiğini sanarak, Bodrum’a “Dupleix” kruvazörünü göndermişler. Kruvazör şafakla beraber gelip, Bodrum’un önüne demirlemiş. Bütün şehir masum bir çocuk gibi uyuyormuş. Kıyı boyunca deniz, beyaz evlere ve arkadaki dağlara ayna oluyormuş. Kruvazörün topçu komutanının; “Bu kadar güzel ve günahsız bir şehri nasıl topa tutacağız?” demiş olması ünlüdür.

Kruvazördekiler, oradaki bir jandarma çavuşuna, iki saate kadar kaleyi yoklama izni vermediği taktirde, zorla yoklayacaklarını bildirmişler. Çavuş da ne halt edeceklerse etmelerini, çünkü kendisinin izin veremeyeceğini söylemiş. İki bin nüfuslu küçük kasabada, on-onbeş av çiftesi, birkaç şeşhane ve çakmaklı bozması birkaç tüfek, bunlardan da başka düşmanın denize döktüğü mayınlarından çıkarılan dinamitlerle yapılma bombalardan başka silah yoktu. Kruvazörse, yirmi dört santimetrelik modern toplar taşıyordu. Yalnız yaşlılardan ve çocuklardan oluşan şehir halkı öylesine dayandı ki, geminin limana gönderilen bütün filikaları zapt ve içindekiler tutsak edildiler. Kruvazörün subayları şehirde silah yok diye güvertede dururken, birçoğu yaylım ateşiyle öldürüldüler. Kruvazör top ata ata çekilip gitti.

Milli Eğitim Bakanlığı, kaleyi antika diye saklıyor. Oysa ne sanat, ne de tarih bakımından bir değeri vardır. Sen Jan Şövalyeleri çeşitli uluslara mensup oldukları, her ulus da ayrı bir kulede oturduğu için, orası ancak Ortaçağ Avrupasının çeşitli kule mimarisinin bir müzesi olabilir. Kulelerden başka, bütün alanlarından yararlanılmalıdır."

Böyle yazmış Balıkçı "Mavi Sürgün" romanında.

Yukarıdaki yazısında, Bodrum'un yerini belirtmek için, ....Gökova Körfezi’nde (Bodrum, bu körfezin kuzey ağzındadır).... şeklinde, Bodrum'un coğrafi konumunu tarif etme gereği duymuştur. Çünkü o zamanlar için antik çağlardakinin çok aksine Bodrum, kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdi. Günümüzde ise değil Türkiye'de, bütün dünyada bilinir olmuştur Bodrum. Hatta, bilinir olmanın da ötesinde, bir marka şehir olmuştur.

Yine yukarıdaki yazısının son kısmında, Milli Eğitim Bakanlığı, kaleyi antika diye saklıyor. Oysa ne sanat, ne de tarih bakımından bir değeri vardır. Sen Jan Şövalyeleri çeşitli uluslara mensup oldukları, her ulus da ayrı bir kulede oturduğu için, orası ancak Ortaçağ Avrupasının çeşitli kule mimarisinin bir müzesi olabilir. Kulelerden başka, bütün alanlarından yararlanılmalıdır. diye yazmıştır. Kuleler de dahil bütün alanlarından yararlanılmış ve Bodrum Kalesinde, kendi alanında dünyanın en önemli müzelerinden biri olan, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi kurulmuştur.


Önceki Yazı Sonraki Yazı

© 2009 bodrumbaglari.com

Tasarım & Yazılım : OrijinalRenkler