|
|
|
|
|
|
|
Bodrum Ticaret Odası'nın 30.Kuruluş yıl dönümü 02 Kasım
2007 Cuma günü Diamond of Bodrum Oteli'nde verilen bir resepsiyonla
kutlandı.
Bodrum Ticaret Odası'nın 30.Kuruluş yıl dönümü 02 Kasım 2007
Cuma günü
Diamond of Bodrum Oteli'nde verilen bir resepsiyonla kutlandı.
Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu, Bodrum Kaymakamı Abdullah
Kalkan, Muğla Vergi Dairesi Başkanı, İlçe Belediye Başkanları,
Muğla ve ilçelerindeki Ticaret Odası Başkanları, Kos Esnaf
Derneği Başkanı Paskalis Varkadis ve işadamları, Bodrum
Şoförler Odası Başkanı, Bodrum Parti Başkanları, Sivil Toplum
Kuruluşları ve çok sayıda Bodrum Ticaret Odası üyesinden
oluşan davetli geceye katıldı.
|
|
Bodrum MAVİ
dergi yayın kurulu |
|
|
|
|
|
Bodrum Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Serdar
Kocadon ve Meclis Başkanı Salih Zeki Köylü'nün konuşmalarıyla
başlayan gecede Bodrum Ticaret Odasının 30 yılını anlatan bir
tanıtım filmi sunuldu.
1977 yılında 1 personel, 25 üye ile hizmete başlayan Bodrum
Ticaret Odasının 30. yılında
20 personeli 5083 üyesi, Bodrum'un geleneksel değerlerine
sahip çıkan anlayışı; kaliteli, çağdaş hizmet sunumuyla,
bugünlere ulaşılmasında emeği geçen herkese teşekkür edildi.
Odanın çalışmalarıyla 2006 yılında ISO 9001:2000 Kalite
Belgesini, 2007 yılında da Türk Loydu Vakfı tarafından
Akredite oda ünvanını aldığı belirtildi.
Gecede Bodrum Ticaret Odası'nın kurucusu ve ilk üyesi Celal
Atalay adına oğlu Mehmet Cihan Atalay ve 02 Kasım 2007 Cuma günü son
kayıt olan üye N.U.R.Marin Kimya İnşaat Emlak Ltd.Şti.
sahibi Mikail Güner, Muğla Valisi Lütfi |
|
 |
|
Yiğenoğlu'nun
elinden Onur plaketlerini aldılar. |
|
Muğla Valisi
Sn.Lütfi Yiğenoğlu ile
tanışma ve kısa bir sohbet |
|
Ardından Muğla
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı ressam Ayla Eriş,
BODTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Serdar Kocadon'un yaptığı portresini
kendisine armağan etti.
Bodrum Ticaret Odasının çıkarmakta olduğu Bodrum Mavi
Dergisi’nin de yayın hayatında 2. yılını doldurması sebebiyle,
derginin yayın Kurulu üyelerine Bodrum Kaymakamı Abdullah
Kalkan tarafından ödülleri verildi.
Canlı müzik ve eğlence ile devam eden gecede BOFAD tarafından
sergilenen yöresel oyunlar izlendi. Başkan ve Meclis Başkanı
tarafından kesilen 30.yıl pastasının ardından dağıtılan Türk
Bayrakları ve canlı müzik eşliğinde hep bir ağızdan söylenen
10. Yıl Marşı ile, birlik ve beraberliğin öneminin daha iyi
kavrandığı şu günlerde geceye katılan herkes duygulu anlar
yaşadı.
|
|
 |
|
|
|
|
|
Yukarıdaki yazı;
Bodrum Ticaret
Odası
Yayını olan,
"BOD®UM
MAVİ"
derginin
20. (KASIM-ARALIK 2007)
sayısından alınmıştır.
|
|
|
|
‘Bodrum
Bağları’yla yaşama bağlanıyor
Mehmet Vuran,
Bodrum’un Pınarlıbelen köyünde yaşıyor. Ziraat mühendisi...
Asıl işi ise sofralık üzüm yetiştirmek. 1999 yılında geçirdiği
kazadan sonra tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş. Ama mutlu
bir adam. Çünkü tenis oynuyor, kendi şarabını üretiyor ve
üzüme, şaraba, Bodrum’a dair her şeyi Bodrum Bağları sitesinde
paylaşıyor.
Bu köşede yazmış olduğum, “Biyolojik Şarap; Ne kadar bio, ne
kadar lojik?” başlıklı yazıya Mehmet Vuran’dan e-postayla bir
yorum gelmiş, bu vesileyle onunla tanışmış ve web sitesinden
(www.bodrumbaglari.com) haberdar olmuştum. İki gün sonrasında
kongre için Bodrum’a gitmem ise güzel bir tesadüf oldu ve
böylelikle Mehmet’i ziyaret etme fırsatı da buldum. Bağla
ilgili ileriye dönük çeşitli düşünceleri var, ama bunların
kolay olmadığını, iyi organize olmak gerektiğini söylüyor.
Evinde yaptığı ve Garova adını verdiği az miktardaki şarabı
deneme amaçlı aşıladığı değişik çeşitlerden yapmış. Etiketini
kendisi çalışmış ve son halini grafiker bir arkadaşı vermiş.
Kapsüllerini de kendisi takıyor, bunlarla uğraşmanın büyük bir
zevk olduğunu söylüyor. Garova adı, Karaova’dan geliyor.
Bölgenin ismi Karaova ama halk dilinde biraz da hızlı
söylenince Garova şeklinde telaffuz ediliyormuş.
Misafir tavsiyesiyle kurdu
Bağcılık işleri nereden geliyor?
Bizim ilk bağımızı kurmamız şöyle olmuştu: Çal’dan buraya
gelen bir misafirimiz kocaman bir pinar ağacına sarılmış ve
gövdesi kalınlaşmış asmayı görünce “Burada mutlaka bağ
yapmalısınız” demişti. İlk bağımız 20 sene önce bu sözler
üzerine dikilmişti. Ondan sonra yan taraftaki parsellere dikim
yapıldı. En son parsel tesis edilirken, küçük bir bölümüne
deneme amaçlı olarak, şaraplık üzümlerden azar azar aşıladık.
Bu çeşitler; Chardonnay, Gamay, Merlot, Semillon, Cabernet
Sauvignon, Adakarası, Kalecik Karası. Son olarak geçen yıl bir
miktar Şiraz aşıladık.
İnternet sitenizin adı Bodrum Bağları... Nereden aklınıza
geldi?
Google’da Bodrum arandığında kolay çıkabilir diye düşünmüştüm.
Gerçi sonradan bunun gerekli olmadığını anladım.
Bodrum denizi ve güneşi ile ünlü bir belde... Aklınıza
bağları ön plana çıkarma fikri nereden geldi?
Evet dediğiniz gibi, Bodrum deniziyle, güneşiyle, tarihiyle,
eğlence hayatıyla ünlü. Ne bağ varlığı ne de şarap yapımı
açısından bakıldığında başka yerlerin yanında esamesi okunmaz
aslında. Bu bakımdan Bodrum bağları acaba fazla mı iddialı,
biraz alakasız mı dedim. Neticede bağlarımızdan ve şarap
uğraşımdan bahsettiğim kişisel bir siteydi. Ama şimdi durum
değişiyor, görüyorum ki, Bodrum’da bağ tesisi ve şarap yapımı
konusunda bir kıpırdanma var. Sanırım Bodrum’un böyle bir yönü
oluşacak.
Bölge toprağı bağcılığa uygun mu?
Buralar eski tütün tarlaları. Eski
diyorum çünkü 2000
yılından bu yana tütün dikilmiyor.
Denilir ki, tütün tarlaları, özellikle de yamaçta olanları bağ
için uygundur. Kumlu, biraz çakıllı, taşlı. Tereddüt Bodrum’un
ikliminde. Ama Bodrum’da çok farklı mikroklimalar var. Benim
amacım burası şu üzüme uygundur, bu üzüme uygundurdan daha
ziyade, deneyerek somut sonuçlar elde etmek. Şaraplık
çeşitleri aşılamamın sebebi bu. Bir sebebi de kendi şarabımı
yapmak istediğim için. Çünkü üzümün şaraba dönüşümünü izlemek,
çeşitli aşamalarında onla uğraşmak ve gelen misafirlere “ben
yaptım” demek çok güzel.
Burada bütün üzümler yetişiyor mu?
Burada her üzüm yetişir gibi toptan bir kabul tabii ki, doğru
olmaz. Toprak konusunda bir problem yok da, biraz önce de
dediğim gibi tereddüt iklimde. Sıcaklık değerlerini iyi etüd
etmek lazım. Bakalım, sonuçları göreceğiz. Mesela Şiraz sıcak
sever, Şiraz’ın iyi yetişeceğini düşünüyordum ki, epey
dikildi. Cabernet Sauvignon olabilir, beyazlardan Chardonnay
olabilir. Ada Karası, Merlot uyabilir. Kalecik Karası uymaz
gibi ama onu da aşıladık, deniyoruz.
Bir kadehi geçmiyor
Bölgenin yerel üzümü yok mu?
Evet aşılanan bu şaraplık üzümlerin çoğu yabancı kökenli
üzümler. Doğru olan yerel üzümlere yönelmek ama burada öyle
bir üzüm yok. Eğer şaraplık değeri olan ya da olabilecek bir
üzüm olsaydı onunla ilgili denemeler yapardım. Birkaç tane
yerli beyaz üzümümüz var. Bunların içinden “Sıksarı” dediğimiz
üzümü Semillon’a çok benzetiyorum. Bu yıl ondan şarap
deneyeceğim. Yerli üzümümüz Adakarası’na karşı da özel bir
ilgim var.
Şarap tadımı yapıyor ve bu işi seviyor musunuz?
Şarap seviyorum. Ne kadar içtiğime gelince, bir kadehi geçtiği
pek vaki değildir. Tadım konusunda başarılı olduğumu ise
söyleyemeyeceğim. Çünkü bunun da birtakım özel yetenekler
gerektirdiğini biliyorum. Duyuların oldukça iyi olması ve
mümkün olduğunca da değişik şarap içerek mukayese yapmak
gerekiyor. Ben henüz bu aşamada değilim, fakat bu istikamette
yol almaya çalışıyorum.
En sevdiğiniz şarap hangisi?
Kendi yaptığım şarap desem biraz iddialı ve belki biraz da
ukalaca bir cevap olabilir. Ama anlaşılmaz da değil. Ne de
olsa içinde kendi emeğim var.
Yetiştirdiğiniz sofralık üzümlerle ilgili bilgi verebilir
misiniz?
İnternet sitemde her ne kadar şarapla ilgili bölümler öne
çıkıyorsa da, bu yalnızca çok ciddiye aldığım bir hobi... Asıl
işimiz sofralık üzüm yetiştiriciliği. Yetiştirdiğimiz üzüm
çeşitleri ise Cardinal, Alphonse Lavelle ve Yalova İncisi.
Buranın en iyi sofralık üzümlerini yetiştirdiğimiz konusunda
iddialıyız. Bunda, iklimin ve toprağın etkisi olduğu kadar, bu
işi severek ve bilerek yapmamızın da etkisi var. Bağ
omcalarındaki salkım sayıları sınırlı tutuluyor ve bağlar
sulanmıyorlar. Gübre çok sınırlı miktarda kullanılıyor.
İlaçlama mümkün olan en düşük seviyede yapılıyor. Hasat,
üzümlerin büyük bir kısmının kesilmesi yerine, her gün sabahın
çok erken saatlerinde bütün bağdan en olgun salkımlar tek tek
seçilerek yapılıyor. Gündüz Ege güneşi, geceleyin de dağdan
inen ayazla olgunlaşan ve aynı ayazla soğuyan üzümler,
olabildiğince taze tüketiciye ulaşıyorlar.
www.bodrumbaglari.com
Bağ kurmak isteyen ona danışıyor
Ziraat Teknik Lisesi mezunuyum. Teknisyen olarak
mezuniyetimden hemen sonra işe başladım. Üç yıl çalıştıktan
sonra, askerliğimi bir an önce aradan çıkarmak istediğim için
hiç tecil ettirmeden askere gittim ve er olarak yaptım.
Askerliğimden sonra da Üniversiteye, Ziraat Fakültesi’ne
başladım. Yani askerliğimi kısa dönem falan yapmak için
üniversiteye gitmiş değilim. Neyse... Sonra da hem işime hem
okula devam ettim ve ikisi birarada gitti. Tenisi de hep
oynamak istememe rağmen, başlamak askerdeyken kısmet oldu. Ve
sonrasında da bir tutkuya dönüştü zaten. Çok hatırı sayılır
derecede zamanım kortlarda geçti. 1999 yılının Ekim ayında da
Bodrum’da bir tenis maçına giderken kaza oldu ve sonrası
malum. Bu yüzden tenise bir kırgınlığım olmadı. Benim
nazarımdaki itibarını aynen korumakta ve tenisle ilgili yapmak
istediğim şeyler var. Hayata bağlılığımı korumak benim için
hiçbir zaman sorun olmadı. Bunun için ekstra bir çaba
göstermiyorum. Mesela bu aralar, kimi küçük ölçekli, kimi daha
ciddi şekilde yatırım amaçlı olarak bağla, şarapla ilgilenen
kişiler beni arıyorlar, tanışalım konuşalım diyorlar. Bu çok
hoşuma gidiyor.
Bölgede şarapçılık yeniden canlanıyor
Bodrum’un özellikle Antik çağda bağcılık, şarapçılık geçmişi
var. Karşısındaki Knidos (Datça) şarapları kadar meşhur olmasa
da o dönemde Bodrum yöresinde de şarap üretildiği biliniyor.
Şarap, zeytinyağı, tahıl taşımakta kullanılan amforaların Doğu
Akdeniz’deki en büyük koleksiyonu da Bodrum Sualtı Arkeoloji
Müzesi’ndedir. 1900’lü yılların başlarında ise Gümüşlük
taraflarında 300 bin asma olduğu söyleniyor. Yeni okuduğum bir
kitapta da Turgutreis taraflarında bağlar kurulduğu yazıyordu.
Son yıllarda Bodrum’un Mumcular (Karaova) yöresinde yeni yeni
bağ kurma denemeleri var. En son Mumcular’da 30 dönüm
civarında bağ kuruldu. Ağırlıklı olarak Şiraz yetiştirecekler.
Uzmanı ve çubukları da Güney Afrika Cumhuriyeti’nden
getirmişler. Kendi tesislerini kurup şaraplarını
yapacaklarmış. Bir de Muğla’nın, köylerinden toplanılan
üzümlerden yapılmış olan “Mogla” adında bir şarabı var.
|
|
|
|
|
|
© 2008 Bodrum Bağları |
|